permakültür

Ekolojik Mimari ve Doğal Yapı Atölyesi, 4-11 Haziran 2011, Kazdağı

Bir ev düşünün yaşayan, nefes alan…öyle bir ev ki, iklimlere göre kendi doğal ısısını muhafaza eden, suyunu toplayan, atıklarını yöneten, enerjisini üreten, becerikli eller ve doğal malzemelerle, içinde yaşayanların sağlığı ve refahı için sevgiyle yapılmış bir ev…

Bir hayalim daha gerçek oluyor.

Türkiye’de ekolojik mimari ve doğal yapılarla ilgili uygulamalı bir atölye çalışması organize ediyoruz!

Amerikalı iki uzman eğitmenin – Janell Kapoor ve 2009′da ülkemizde iki permakültür eğitimi vermiş olan Penny Livingston Stark – yöneteceği atölye çalışması 4-11 Haziran 2011′de Kazdağı’nda Bayramiçyeniköy girişiminin arazisinde gerçekleşecek.

Bu atölyenin amacı Türkiye’de hali hazırda var olan ekolojik mimari yaklaşımların yanısıra tüm dünyada kullanılan bazı temel tekniklerin paylaşılması ve Türkiye’de pratik ve uygulamalı, işbirliği ve imeceye dayanan bir ekolojik mimari hareketinin ve topluluğunun temellerinin atılması…

Uygulamalı ve Türkçe çeviri ile gerçekleşecek olan atölyemiz, ekolojik mimari ve doğal yapı tekniklerine genel bir giriş, tasarım, doğal inşaat materyallerini avantajları ve dezavantajlarıyla tanıma ve temel, duvar, sıva, rötuşlarla ilgili ekolojik yöntemleri kapsıyor.

Daha detaylı bilgi için lütfen davetiyeye ve kayıt formuna bir göz atın:

Ekolojik Mimari ve Doğal Yapı Atölyesi

Kayıt Formu

Eğer siz de seveceğiniz ve sizi sevecek bir ev ya da yapılar yapmayı öğrenmek ya da en azından ekolojik mimari ile ilgili bilgi ve deneyim sahibi olmak istiyorsanız, bu atölye çalışması sizin için!

***

2010’da permakültür eğitimleri

1. 2-11 Nisan 2010 İzmir Menemen Dutlar Köyü’nde Steve Read ile permakültür tasarım kursu. Bilgi için tıklayın.

2. 11-20 Haziran’da Antalya Yunus Emre Çiftliği’nde Steve Read ile permakültür tasarım kursu, daha fazla bilgi için lütfen Yunus Emre Çiftliği websayfasına bakın.

3. 12-19 Haziran’da, sevgili Deniz Dinçel’in  Türkiye Permakültür Araştırme Enstitüsü ile işbirliği halinde organize ettiği ve Max Lindegger ile permakültür kursu. Kursun duyurusunu ve başvuru formlarını aşağıda bulabilirsiniz:

Max Lindegger&Türkiye Permakültür Araştırma Enstitüsü Permakültür Çalıştayı Duyurusu

Başvuru formu

Permaculture Workshop with Max Lindegger in Turkey, June 2010

Application form

4. 14-22 Ağustos’ta Erdek’te sevgili Emet Değirmenci’nin organize ettiği ve Agustín Sepúlveda Sariego ile birlikte vereceği permakültür kursu. Daha fazla bilgi için Kendine Yeterli Toplum bloguna bakabilirsiniz.

***

Permakültür nedir?

Marmariç Permakültür’den görüntüler, TRT 2’de yayınlanan “Bir Şey Yapmalı” isimli programdan…

***

Evde kompost nasıl yapılır?

Benim için permakültürün en can alıcı noktalarından biri toprağa olan yaklaşımı. Toprak, nasıl da kutsal bir şey, bize hayat veren, bizi besleyen, barındıran…Şöyle bir permakültür deyişi var, biz bitki yetiştirmiyoruz, biz toprak yetiştiriyoruz, bitkileri toprak yetiştiriyor. Toprağı beslemenin en güzel yollarından biri kompost yapmak. Mutfak atıkları, bahçeli bir evde yaşıyorsanız bahçenizden toplayacağınız bitki atıklarıyla harika bir gübre yapabilirsiniz. Özellikle şehirlerde tonlarca biyolojik çöp boşa harcanıyor, halbuki o kadar değerli bir kaynak ki düşünmeden çöpe yolladığımız yiyecek atıkları..

Bakın sevgili dostum Andrew (Zionts) evde kompost yapımını nasıl anlatmış:

***

Penny Livingston/Pastoral Vadi permakültür çalıştayı notları

Eylül ayında Penny Livingston ile Pastoral Vadi’de yaptığımız permakültür çalıştayının notları bir grup katılımcı tarafından Türkçeleştirildi ve bir kitapçık halinde derlendi. Önsözünü Penny’nin yazdığı bu kitapçığın hazırlanmasında büyük emeği geçen Ali Gökmen ve diğer arkadaşlarıma tüm permakültür topluluğu adına teşekkür ediyorum.

Çalıştay notlarına buradan ulaşabilirsiniz:

Penny Livingston/Pastoral Vadi permakültür çalıştayı notları

Bu belge hiç bir karşılık beklenmeden herkesin kullanımına açıktır. Parayla satılmaz. Belge paylaşılacaksa bir bütün olarak paylaşılması önerilir. Belgede herhangi bir parça kullanılacaksa referans verilmesi gereklidir.

Umuyoruz ki bu belgede paylaşılan bilgiler pek çok kişiye ulaşır; yaşam alanlarımızın daha güzel, sağlıklı ve sürdürülebilir alanlara dönüşmesine hizmet eder. Lütfen siz de bu dokümanı kendi eposta gruplarınızla ve bloglarınızda paylaşın ki permakültür farkındalığını ve bilgisini paylaşarak çoğaltalım. Teşekkürler!

***

Permakültür Prensipleri ve Etiği_MG_3273

Yeryüzünü korumak

İnsanların ihtiyaçlarını karşılamak

Tüketimi ve nüfusu sınırlandırmak

Fazlalığı paylaşmak ya da yeniden yatırım yapmak

Permakültürün ilk önceliği kendi yaşamlarımız ve çocuklarımızın yaşamları için sorumluluk almaktır. Permakültür tasarımcıları olarak işimiz tüm sistemin temel ihtiyaçları karşılanmadan enerjinin kaybına engel olmaktır. Bu yeryüzünün korunmasını, insanların ihtiyaçlarının karşılanmasını, fazlalığın paylaşılmasını ve tüketimin ve nüfusun sınırlandırılmasını gerektirir. Şu anda varolan yaşam sistemlerinin gelecekte hayatta kalışı rekabet değil işbirliği temeline bağlıdır.

Mollison Permakültür Prensipleri

Gözlem – İyi planlanmamış gereksiz işgücü yerine doğal sistemleri uzun uzun gözlemleyin.

Kaynak – ürün alımına destek olan enerjinin biriktirilmesi. Permakültür tasarımcısının işi ev, yaşam alanı, şehir ya da kırsal alandaki herhangi bir sistemde yararlı enerji birikimini maksimuma çıkarmaktır.

Problem çözümdür – Problem biziz, çözüm de biziz. Permakültürde odak sınırlamaları kaynağa dönüştürmektir.

Kirlilik kullanılmamış kaynaktır – Kaynaklar, sistemin bu kaynakları verimli olarak kullanma kapasitesinin üzerinde sisteme eklenirse, sistemin düzeni bozulur ve kaos olur. Sonuç olarak dengesizlikler ortaya çıkar. Mesela çok fazla gri su ya da çok fazla gübre toprakta fazla besin birikimine yol açabilir; bu da bitkilerin besinlere erişimini engeller.

Sistemin faydalı çıktıları – Tasarım sonucu üretilen, biriktirilen, korunan, tekrar kullanılan ve dönüştürülen enerji fazlasının toplamı. Sistem büyümek, çoğalmak ve bakımı için gereken enerjiyi kendi için sağladıktan sonra enerji fazlası oluşur.

Biyolojik kaynaklar –  Yaşayan sistemlerde kompleksite zamanla artar ve canlılar arasındaki ilişki gittikçe daha birbirini destekler hale gerli. Biyolojik zekayı kullanın ve koruyun.Mesela doğal hayatı, arıları, kuşları, solucanları, bakterileri, öredekleri, tavukları, domuzları, inekleri, örümcekleri, kurbağaları dahil edeceğiniz bütüncül böcek kontrolü. Toprağınızın verimine ve bakımına bu varlıkların doğal yollardan yardımcı olacakları bir plan yapın, böylece insan ve teknolojik iş yükünü azaltmış olursunuz.

Elinizdeki/yaşam alanınızdaki kaynakları kullanın – Tasarım yapacağınız alanda hangi kaynakların olduğunu ve hangi kaynakların sisteme doğal alarak girdiğini farkedin ve bunları maksimumda kullanın. Mesela, göletlerle, gri su sistemiyle, çatılardan ve yüzeylerden yağmur suyu hasadı yaparak suyu alanda tutmak ve tekrar tekrar kullanmak. Güneş, rüzgar, insan, biyolojik kaynakların kullanımını maksimuma çıkarın.

Bir kalori içeri, bir kalori dışarı – Güneş tüm yaşam süreçlerinin kaynağıdır. Her mevsimde belli miktarda bir büyüme gerçekleşir. Ağaçları ve otları keserek, yabani otları temizleyerek, hayvan (et için inek ve koyun) besleyerek aslında topraktaki mineralleri tüketmiş oluruz. Hasat sırasında kaybolan mineralleri ve besinleri yerine koyacak çözümler bulmalıyız. Mesela, toprak oluşturmak, organik materyallerle compost yapmak, sisteme getirdiğimiz materyallerin yaşam döngüsünü öğrenmek. Arazide mümkün olduğunca çok biyokütle bulundurun.

Enerji Geridönüşümü – Bir sistemin çıktıları o sistemin ihtiyaçlarını gidermek üzere tasarlanır.

Geri dönüş kanunu – Her ne alırsak geri vermeliyiz. Her obje yerine konacak objeyi sağlamalıdır. Döngülerin devamı = sürdürülebilirlik.

Her ögenin pek çok fonksiyonu vardır – Planlarımıza dahil ettiğimiz her ögenin kaç fonksiyondan faydalanabiliriz? Sisteminize dahil ettiğiniz her elementi öyle bir konumlayın ki pek çok fonksiyonu birden olsun. Mesela, bir gölet serinlik sağlar, ördeklere, balıklara ve su bitkilerine yaşam alanı sağlar ve daha zengin bir habitat oluşturur. Ayrıca sulama, yangından korunma ev ev işleri için kullanılabilecek yağmur suyunu toplar. Bir göletten alınabilecek killi toprak bina, duvar, bank, fırın yapımında ve sıva için kullanılabilir. Meyve veren bir çalı bitki, gıda sağlar, çit olarak kullanılır, yabani hayvanlar için yem ve arılar için polen kaynağıdır.

Her fonksiyon birden fazla öge tarafında desteklenir –  Önemli fonksiyonların birden fazla öge tarafından desteklenmesi planlanırsa, herhangi bir ögenin o fonksiyonu yerine getirememesi durumunda diğerleri aynı fonksiyonu yerine getirir. Mesela enerji ihtiyacı için farklı enerji kaynaklarını kullanmak.

Ögeleri birbirleriyle ilişkilendirerek konumlandırma – Bağlantıları gözlemleyin. Ögeleri birbirleriyle ilişki kurabilecekleri şekilde konumlandırın. Bir sistemdeki bileşenler birbirlerinden bağımsız değil, ilişki halinde değerlendirilir. Mesela, ağaçlar konumlarına göre rüzgarı kesmek için, bir gölet serinlik, yangından korunma ya da sulama için konumlandırılabilir.

Çeşitlilik – Sürdürülebilir sistemler zamanla olgunlaştıkça daha çeşitlilik içerir hale gelirler. Bir sistemdeki ögelerin sayısı ögelerin arasındaki fonksiyonel ilişkiler kadar önemli değildir. .

Yerele odak – “Global düşün, yerel hareket et”. Gıdanızı yetiştirin, tohumlarınızı koruyun, yerel ekonomiyi destekleyin, komşularınızla işbirliği yapın.

Stoklama – Ögeler arasında dengeyi sağlayarak bir ögenin diğerlerinden daha baskın olmasını engelleyin. Bir sistemin bütünün ihtiyaçlarını karşılamak için o sistemde bir ögeden ne kadar olmalıdır? Daha çok her zaman daha iyi değidir. Mesela bir gölette çok fazla balık yetiştirmek balıkların boyutlarının küçük kalmasına yol açacaktır.

Fonksiyonları istifleme – Bu prensibin iki anlamı vardır. 1. Her ögenin birden fazla fonksiyonu olması. 2. Çok katmanlı bahçe tasarımı. Mesela çardakta asma yetiştirmek.

Evrimde ardışıklık – Sistemde bazı ögeler diğer ögelerin oluşumu için gerekli koşulları hazırlarlar.

Bir sistemin çıktıları teorik olarak limitsizdir. – Kaynakları sınırsız çeşitlilikle kullanmanın tek sınırı tasarımcının bilgisi ve hayal gücüdür.

Doğanın döngüleriyle işbirliği yapmak

Kenar – Kenarları optimize edin.

En az değişiklikle en büyük etkiyi yapın.

Ekim stratejisi – ilk yerel bitkiler, sonra daha önceden denenmiş egzotik bitkiler, en son çok küçük ölçekli ve gözlem yaparak daha önce denenmemiş egzotik bitkiler ekilir.

Küçük ölçekli yoğun sistemler – Küçük başlayın ve yüksek verim veren, idare edilebilir bir system yaratın. Küçük başladığınızda yapacağınız hataların etkisi de daha az olacaktır.

Kontrolü bırakmak – başarılı bir tasarımın sonucu kendi kendini idare edebilen bir sistemdir.

Herşey kendi bahçesini yaratır – tüm organizmalar çevrelerini kendi yararları için değiştirirler.

Uygun teknoloji – Bir durumda uygun olan bir şey diğer bir durumda uygun olmayabilir. Permakültür prensipleri enerji verimliliği, yemek pişirmek, aydınlatma, ulaşım, ısıtma, atık yönetimi, su ve diğer enerji ihtiyaçlarına uygulanabilir.

Holmgren Permakültür Prensipleri

  • Gözlemle ve etkileşime gir
  • Enerjiyi yakala ve muhafaza et (biriktir)
  • Verim alın.
  • Kendi kendinizi yönetin ve geribildirim kabul edin.
  • Yenilenebilir kaynakları ve hizmetleri kullanın ve değerlerini bilin.
  • Atık üretmeyin.
  • Kendini tekrar eden modellerden detaylara doğru tasarım yapın.
  • Ayırmaktansa tümleştirin
  • Küçük ve yavaş çözümleri kullanın.
  • Çeşitliliği kullanın ve değerini bilin.
  • Kenarları kullanın ve marjinal olanın değerini bilin.
  • Değişime yaratıcı şekilde yanıt verin ve değişimden istifade edin.

***

Türkiye’de permakültür ağının doğuşu

Kendimi bildim bileli güzel olanı, doğru olanı, umut vereni yapmaya, yaratmaya, davet etmeye çalışıyorum. İmkansızları konuşma lüksümüzün olmadığı bir dönüm noktasındayız insanlık olarak ve bugün her zamankinden daha çok parçası olmak isteyeceğimiz bir vizyona ihtiyacımız var. İnsanların yeryüzünün ve doğanın bir parçası oldukları bilinciyle yaşadıkları, birbirleriyle ve yeryüzüyle dengeli ve adil ilişkiler kurdukları, sevgi, barış ve dayanışma kültürünü oluşturdukları yeni bir gerçeklik. Bu hayal edebildiğimiz ve bu hayallere inandığımız sürece mümkün…

Hızla değişiyor dünya ve insan bilincinin evrimiyle farkındalığı da giderek artıyor. Binlerce DSC07783yıl önce yolları ayrılmış olan bilim ve spiritüellik bile yeniden bir araya geliyor. Farklılıklarımızın güzel olduğunu, bir bütünün parçası olduğumuzu, yeryüzünün bizi beslediğini görmeye başlıyoruz; bu farkındalıkla hem insanlığı hem de yeryüzünü gözeten çözümler üretiyoruz. İşte bu yükselen bilincin ürünü bir sistem permakültür. Çözüme odaklı olduğu için, çözümler mümkün, yeter ki isteyip kolları sıvayalım dediği için ve doğadan sağduyulu çözümler önerdiği için çok önemli. “Problem çözümdür” diyor permakültür, “doğayı gözlemle” diyor. Son bir aydır devam eden permakültür maratonu boyunca hocamız Penny Livingston’dan öğrendiğim en önemli şey insanların yeryüzünün başına gelmiş bir bela olmadığı ve hatta permakültür gibi doğayı gözlemleyerek ve anlayarak geliştirdiğimiz sistemlerle yeryüzünde bolluk, bereket ve biyolojik çeşitlilik yaratabileceğimiz.

19-27 Eylül’de Fethiye’de, 8-11 Ekim’de İstanbul’da düzenlediğimiz permakültür çalıştayları çok keyifli, bereketli ve bol ilhamlı geçti. Penny hocanın ODTÜ’de yaptığı sunumu da sayarsak yaklaşık 150 kişi permakültürle tanışmış ve çözüm olasılıkları ile ilgili farkındalık kazanmış oldu. Bu çalıştayların arkasındaki vizyon uzun dönemde Türkiye’de bir permakültür ağının oluşması ve bu ağın birlikte öğrenerek büyümesiydi. Buna yönelik ilk adımları attığımıza inanıyorum. Çalıştaylara katılanların çoğu permakültürle ilgili bilgilerini, tecrübelerini uygulamaya geçerek derinleştirmek ve en önemlisi çevreleriyle paylaşmak isteyen insanlar; sağlam bir iletişim ağı oluşturabilirsek birlikte öğrenen ve öğrendiklerini Türkiye’nin dört köşesinde paylaşan bir permakültür topluluğu oluşturacağımıza inanıyorum.

Son dönemde Penny ile düzenlediğimiz permakültür çalıştaylarının da etkisiyle ortaya çıkan ve dikkate alınması gereken bazı  gelişmeler şöyle:

DSC07840

  • 2009 yılında (Ekim ayı itibariyle) üçü Steve Read, ikisi Penny Livingston tarafından olmak üzere toplam beş permakültür çalıştayı düzenlendi.
  • 2009 yılı başı itibariyle açtığımız permakültür yahoo grubunun şu anda 142 üyesi var. Katılmak için: http://groups.yahoo.com/group/permakultur-turkiye/
  • Yine 2009 yılında permakültür ve ekoköy girişimleri tecrübelerinin bir çevrimiçi platformda toplanması amacıyla açılmış bir ning sayfası var. Katılmak için: http://bahcedeyiz.ning.com/
  • Fethiye çalıştayına katılan ve yıllardır permakültürü yakından takip eden ve bu konuda eğitim almış olan arkadaşımız Mustafa Bakır çok yakında Permakültür Araştırma Enstitüsü’nü kuracağını açıkladı. Gelişmeleri http://www.marmaric.org dan takip edebilirsiniz.
  • Bill Mollison’un Permakültüre Giriş (Introduction to Permaculture) kitabı Sinek Sekiz Yayınevi tarafından çevrildi ve şu anda yayına hazırlanıyor. Yine Bill Mollison’un Tasarımcının El Kitabı (Designer’s Manual) yine Mustafa Bakır’ın girişimiyle şu anda bir grup çevirmen tarafından çevriliyor.
  • İstanbul’da yaptığımız permakültür çalıştayında bir grup İstanbul’da permakültür tasarımıyla bir şehir bahçesi (community garden) oluşturma girişimini başlatmak üzere kolları sıvadı. Bu girişimle ilgili herkesin katılımına açık bir toplantı düzenlemeyi planlıyorlar, ki haberini yakında duyacaksınız.

Fethiye’de ve İstanbul’daki çalışmaların notlarından kitapçıklar hazırlandı ve bunları herkesin erişimine açık olacak şekilde bu blogdan ve diğer mecralardan paylaşacağız. Fethiye’deki çalıştayın notları hala düzenleniyor; İstanbul çalıştayının notlarına buradan ulaşabilirsiniz:

Penny Livingston ile İstanbul permakültür çalıştayı notları

Permakültürle kalın,

Filiz

***

Permakültür: Sürdürülebilir yaşam alanları tasarımı

Filiz Telek

*Bu yazı Penny Livingston –Stark’ın “So what’s permaculture?” yazısından alıntılarla hazırlanmıştır.

Yıllar önce Kanada’danın kırsalında yaşadığım dönemde Bill Mollison’un “Permakültüre Giriş” DSC07972kitabıyla karşılaşmış ve böylece sürdürülebilir yaşam için bir tasarım sistemi olan permakültürle tanışmıştım. Yaşadığım yerde arkadaşlarımla deneysel bir permakültür bahçesi yaratmıştık o yaz. Oldukça sert bir toprak üzerinde karton kutu, gübre, mutfak atıkları ve bahçeden toplanan yapraklar ve otlardan oluşan organik bir katmanın (malç) içine tohumlarımızı ektikten sonra heyecanla sonucu beklemiştik. Kendi kendime, bu bahçeden ürün alırsak permakültür denen bu tasarım sistemini öğreneceğim ve paylaşacağım diye söz vermiştim. Bir kaç ay sonra bahçemiz tüm bereketiyle inanılmaz lezzetli sebzeler sunduğunda bize permakültürün gücüne inanmış ve bu işi öğrenmeyi kafama koymuştum…

İçinde bulunduğumuz küresel geçiş süreci[*]nde her birimize düşen sorumluluk ne? Pek çoğumuz dünyadaki endişe verici durumun fazlasıyla farkındayız. Bir yanda terörün tüm dünyada yarattığı gerilim, bir yanda yaşamları tüketmeye devam eden açlık ve fakirlik, bir yanda kendi türümüzün yaşam olasılığını tehdit eden ekolojik kriz. Kendi ekosistemini bilerek yokeden herhangi bir yaşam formu tehlikeli bir şekilde dengesini kaybetmiş demektir. Batı’nın materyalist, güç ve hırs odaklı bakış açısı tüm dünyaya yayılırken kaynakları tüketmeye ve hayatlarımıza anlam veren kutsal şeyleri katletmeye devam ediyor.

DSC07967Böyle bir sürecin içinde, hem hayatlarımızda bolluk ve bereket yaratmak, hem doğayla yakın bir ilişki geliştirmek hem de karşı karşıya olduğumuz ekolojik krize çözümler üretmek mümkün mü? Giderek daha pahalı bir hale gelen fosil yakıtlar kullanılarak uzak ülkelerden ithal edilen gıdalara olan bağımlılığımızı nasıl azaltabiliriz? İhtiyaçlarımızı yaşadığımız yerlerdeki kaynaklardan karşılayabilir miyiz? Suyumuzu nasıl temizler, atıklarımızı kaynağa nasıl dönüştürür ve çocuklarımızın ve torunlarımızın yaşamlarını güzellik, sağduyu, bilgelik ve sevgi ile nasıl daha zengin kılabiliriz? Permakültür aradığımız cevap olabilir mi?

Permakültür, şehirlerde ve kırsal alandaki insan yerleşimlerinde uygulanabilecek bir dizi ekolojik prensip ve yöntemlerden oluşan bir tasarım sistemidir. Permakültür prensipleri, gıda, enerji, barınak ve diğer materyal ve materyal olmayan ihtiyaçların karşılanması için hayli üretken sistemlerin tasarımını mümkün kılan bir zihniyetin gelişimini sağlar. Bu prensipler, doğanın ve doğal döngülerin dikkatli gözlemini temel alır ve her türlü coğrafya, iklim ve kültürde uygulanabilir.

Tazmanyalı Bill Mollison ve Avustralyalı David Holmgren permakültür konseptini 1970lerde yaratmışlar. O zaman sürdürülebilir kültüre karşılık gelen bir kelime olmadığından “kalıcı tarım” (permanent agriculture) kavramını ifade edebilmek için permakültür (permaculture) deyimini kullanmışlar; tarım ve kültür birbirini etkiledikleri için bu, zamanla “kalıcı kültür”e (permanent culture) dönüşmüş. Bir başka deyişle, insanlık olarak sınırsız bir süre için hem kendi ihtiyaçlarımızı hem de yeryüzünün ihtiyaçlarını gidererek nasıl yaşayabiliriz sorusunun ilhamıyla almış permakültür ismini bu akım.
DSC07664
Permakültür ilk olarak Mollison tarafından 1981’de öğretilmeye başlandı. Permakültür tasarımcıları doğal ekosistemlerin dengesine, çeşitliliğine ve direncine sahip ve tarımsal olarak üretken ekosistemler tasarlarlar; tasarımlarında su kullanımı, barınak ve enerji sistemlerini ve yenilebilir ve farklı amaçlarla kullanılan yıllık ve çok yıllık bitkiler, su ürünleri ve hayvancılığı birbirini destekler şekilde bir arada kurgularlar.

Permakültür, eski yeni, farklı gelenek ve disiplinlerden teknikleri ve prensipleri buluşturan bir sistemdir; kabilelerin toprağı kullanış yöntemlerinden saman, taş, toprak ve bambu gibi doğal yapı malzemelerine ve yenilenebilir enerji kaynaklarının geleneksel kullanımına kadar pek çok evrensel bilgiyi bünyesinde harmanlar.

Uluslararası olarak tanınan permakültür sertifikasını almak için iki haftalık yoğun tasarım kursuna katılmak gerekiyor. Bu kurslar Türkiye dahil tüm dünyada düzenlenmekte.

İçeriği kültürel, dini, politik ve ekonomik sınırları aşan permakültür kurslarına 1981 den beri binlerce insan katılmış ve global bir permakültür ağını oluşturmuşlar. Permakültür tasarımı yapan bütün bu insanların çalışmaları, en az iş gücü ve girdiyle verimliliği hedefleyen sürdürülebilir yaşam modelleri oluşmasını sağlamıştır.

DSC07709Permakültürün etik anlayışı
Permakültürün etik anlayışının temelini yeryüzünün korunması oluşturur. Bu anlayışa göre tüm yaşam sistemlerinin sürmesi, insanların, evcil hayvanların ve vahşi yaşamın varolmak için ihtiyaç duydukları kaynaklara erişimleri ve ihtiyaçları ötesinde zenginliği, gücü ya da toprağı ellerinde tutmamaları gereklidir. “Fazlalığı paylaş” permakültürün kuralıdır. Doğayı gözlemlediğimizde genel kural olarak türlerin birbiriyle kooperasyon halinde olduklarını görürüz. Permakültür tasarımcıları bundan ilhamla standardizasyon ya da rekabet yerine kooperasyona değer verirler.

Permakültürün verdiği umut

Permakültür kavramı, ekolojik krizin farkındalığından doğdu. Permakültür, insanların kendilerini ölen bir sistemden bağımsız kıldıkları ve üzerinde yaşadıkları toprakları en temel ihtiyaçlarını gidermek için kullandıkları bir dünya vizyonu sunar bize. Permakültür ile tasarlanan bir sistemde giderek daha az iş gücüne gerek olacağından yaratıcılık ve sosyal sorumlulukla ilgili işlere daha çok zaman kalır. İnsanlar, yaşadıkları yerlerin ne kadar yakınında üretim yapılabilirlerse, o kadar doğal ormanı ve vahşi yaşamı yokolmaktan kurtarabiliriz.

DSC07861


[*] Geçiş süreci: İnsanlığın ve yeryüzündeki diğer canlıların varlığını tehlikeye sokacak derecede mekanistik; tüketim ve büyüme odaklı endüstriyel bir sistemden, doğayla uyumlu ve sürdürülebilir bir sisteme geçiş yaptığımız süreç.

***

Permakültür 101

Bu kısa filmde, Eylül ayında Türkiye’de ağırlayacağımız ve dünyanın önde gelen permakültür uzmanlarından Penny Livingston permakültürü anlatıyor.

Permaculture expert Penny Livingston-Stark shows how natural systems can teach us better design practices. Learning to work with the earth not only creates a healthier environment, it also nourishes the people who live in it.

Penny Livingston Penny Livingston is a permaculture expert and founder of the Permaculture Institute of Northern California and the Regenerative Design Institute. She lives and works at the Commonweal Garden in Bolinas, California.

***

şehirde permakültür çalıştayından görüntülerdoğa derneğinin bahçesi - çengelköyyuri anlatıyor...

6 Nisan 2009

Dolu dolu gecirdigimiz 5 gunluk permakultur calistayini dun aksam bitirdik.

Gectigimiz 5 gun boyunca yaklasik 100 kisi permakulturden bir sekilde haberdar oldu, ufak da olsa kafalarda ampuller yanmaya basladi ve kendi hayatlarimizda permakulturu nasil uygulayacagimiza dair ilham aldik.
Ama asil bundan sonrasi onemli. Bu noktadan itibaren birlikte pratik yaparak, bahceler olusturarak, fikir ve cozum onerilerimizi paylasarak, birbirimizden destek isteyerek ve dayanisarak permakulturu kendi yasam alanlarimizda uygulamaya baslayabiliriz. Calistaya katilan arkadaslardan bazilari kendi bahcelerini permakultur prensipleriyle tasarlamak istiyorlar, onlardan birlikte tasarim ve uygulama icin davet alacagimizi umuyorum :)
Bu vesileyle sizleri permakultur yahoo grubuna davet etmek istiyorum: http://groups.yahoo.com/group/permakultur-turkiye/ Permakulturle ilgileniyorsaniz lutfen bu gruba katilin, boylece gelecekte yapilacak calismalardan haberdar olabilirsiniz. Ayrica bugun yahoo grubunun web sayfasina permakulturle ilgili bir takim dokumanlar yukledim. uye oldugunuz takdirde bu dokumanlari da indirip okuyabilirsiniz.
Onemli bir hatirlatma, Eylul ayinda, Ramazan bayraminda kirsalda kapsamli bir permakultur calistayi organize ediyoruz. Dunyada permakulturun lider hocalarindan biri, Penny Livingston 19-27 Eylul’de bizlerle cok kapsamli, guzel bir calisma yapacak. Simdiden ajandalariniza yazin!
Penny ile ilgili bilgi icin http://www.regenerativedesign.org/pennybio
Son bir hatirlatma daha;  arkadasimiz Irem Cagil’in kurdugu Sinek Sekiz yayinevi su anda Bill Mollison’un “Introduction to Permaculture” isimli kitabini ceviriyor, yayina hazirliyor. Onlari da bloglarindan takip edebilirsiniz: http://www.sineksekiz.wordpress.com

herkese sevgiler…

***

Şehirde Permakültür, 1-5 Nisan 2009, İstanbul

Vee nihayet İstanbul’da ilk permakültür çalıştayımızı düzenliyoruz!

Permakültür (permaculture – permanent agriculture yani kalıcı tarım/kültür) doğal ekosistemler gibi çeşitliliğe sahip, dengeli ve dirençli, tarımsal olarak üretken ekosistemlerin bilinçli tasarımı ve bakımıdır. Gıda, enerji, barınak ve diğer ihtiyaçların giderilmesi için insanların ve yeryüzünün sürdürülebilir ve uyumlu işbirliğine dayanır.

Çalıştay, 1991’den beri permakültür öğreten Steve Read tarafından yönetilecektir. Steve, Fransa’da “Permakültür Halk Üniversitesi”nin yöneticiligini yapmaktadır ve Fransız Permakültür Derneği’nin kurucularındandır. Fransızca ve İngilizce olarak her yıl 4-5 adet permakültür tasarım kursu eğitimi vermektedir.

Çalıştayın içeriği:

*Permakültür nedir? Permakültür etik ve prensipleri
*Dirençli toplum nedir? İklim değişikliği ve fosil yakıt sonrası toplumlarda permakültürün rolü
*Permakültür tasarım metotları
*Kentsel permakültür uygulamaları: Kentte mahalle ve balkon b ahçeleri, kompost yapımı, yağmur suyu hasadı…
*Bireysel ve kolektif olarak permakültür uygulayarak kendi yaşamlarımızda ve toplumda nasıl fark yaratabiliriz?

Çalıştay programı:
1-3 Nisan: İstanbul’da farklı semt ve mekanlarda permakültür çalışmaları. Günlük 25 TL.
(Tek bir gün ya da tümüne katılmak mümkün.)
3 Nisan akşamı: Permakültür tanıtım semineri. Katılım ücretsiz
4-5 Nisan: Permakültüre giriş semineri. 100 TL. Öğrenciler ve özel durumları olanlar için: 50 TL.

*Çalıştay İngilizce olacaktır; konuşulanı anlayabiliyor olmak yeterli. Anlaşılmayan noktalarda çeviri desteği verilecektir.
*Çalıştayın farklı bölümlerine katılmak mümkündür.
*Permakültürü öğrenmek isteyen herkesin katılımını mümkün kılmak istiyoruz. Katılım ücreti bütçenizi zorluyorsa takas yoluyla bir çözüm bulabiliriz. Böyle bir durumda bize yazmanız yeterli.

Detaylı bilgi ve kayıt için:

permakültüre giriş

hubistanbul@gmail.com

***

Bill Mollison’un Permakültüre Giriş kitabı Türkçe’ye çevriliyor!

Topu topu 3 kez karşılaştığım ama hemen ısındığım, bağlantı hissettiğim arkadaşım İrem Çağıl’ın arkadaşlarıyla kurduğu Sinek Sekiz Yayınevi süper kitapları Türkçe’ye kazandırmak üzere kolları sıvamış durumda. Bu kitaplardan birisi de permakültürün babası Bill Mollison’un kitabı Permakültüre Giriş kitabı. Kitap sonbahara çıkacak diye umuyoruz. Buyrun, İrem’in kendi ağzından okuyun kitabın çevriliş macerasını:

http://sineksekiz.wordpress.com/2009/02/27/permakulture-giris-yayim-hazirliklari/

***

Permakültür Türkiye yahoo grubu

Permakültürle ilgilenenler için: Permakültürle ilgili bilgi paylaşımı için başlattığımız bir eposta grubu var. Katılmak isterseniz http://groups.yahoo.com/group/permakultur-turkiye den üye olabilirsiniz…

tohumdanfidanaBirkaç yıldır şu permakültür (permaculture – kalıcı tarım/kültür) olgusunu anlamaya, öğrenmeye ve Türkiye’de uygulamalarının yaygınlaşmasına kafa patlatıyoruz ben ve bazı arkadaşlarım. Benim kişisel permakültür – ki hala kelimenin tam Türkçe karşılığı ne olabilir diye düşünüyoruz – tanımım sağduyu ile yaşama sanatı. Çok kapsamlı ve nispeten yeni bir olgu olduğu için tanımlar çeşit çeşit ama herhalde daha klasik bir tanım şu olur: Permakültür, doğadaki örüntüleri (pattern) feyz alan sürdürülebilir insan yerleşimleri tasarım sistemidir. Permanent (kalıcı) ve agriculture (tarım) sözcüklerinin birleşiminden oluşmuştur.

Tabi kulağa yabancı bir kavram gibi gelse de aslında permakültür felsefesi ve pratikleri kırsal insanının, köylünün, çiftçinin yabancı olmadığı şeyler. Özünde permakültür dediğimiz şey doğanın dilinden anlamak, doğayı dinlemek, doğanın işaretlerini okuyabilmekle ilgili. Anadolu’da mevcut, mevcut olmasına bu bilgelikler ama dünyanın her yerinde olduğu gibi hızla tükeniyor, tüketiliyor; değişen yaşam koşullarıyla birlikte yeni nesillere aktarılamadan kaybolup gidiyorlar. Permakültürün kattığı değer de tam burada: Yaşama dair bu bilgeliklerin tekrar kullanılarak popüler kültüre alternatif bir yaşam tarzı sunuyor bizlere…

Yıllardır nasıl olur da Türkiye’de permakültür uygulamaları yaygınlaşır diye düşünüp dururken, demek ki artık bu işin zamanı gelmiş olacak, konuyla ilgilenen ve hem öğrenmek, hem de başkalarının öğrenmesi için alan açmak isteyen bir grup insan biraraya geldik geçtiğimiz günlerde İstanbul’da. Vizyonlarımızı paylaştık ve pek çok ortak nokta paylaştığımızı farkettik, sevindik, birlikte permakültür çalışmaları yapmaya karar verdik. Eminim oralarda bir yerlerde permakültüre kafa yoran başkaları da vardır. Belki zamanla tanışır, birlikte öğrenme ve çalışma fırsatı buluruz.

filiz

17 thoughts on “permakültür”

  1. Buke Metin said:

    Merhaba,

    Yüksek lisans çalışmam dolayısı ile sürdürülebilirlik ile ilgili konularda yaptığım araştırmalar sırasında ulaştım sitenize ve permakültür diye bir olgudan bu sayede haberim olabildi, geç olsa da:) Ancak merak etiğim bir şey var. Burada yazanları okuduğum zaman yine son zamanlarda keşfettiğim biomimicry ile permakültür sanki aynı olgularmış gibi geldi bana. Farklılıkları ya da benzerlikleri nelerdir acaba, yoksa sadece nüanslar mı sözkonusu? (Cehaletim için kusura bakmayın, henüz yolun çok başındayım:)

    • şafak said:

      arkadaslar nedır bu permakültür detaylı alabilirmiyim-sitede bu kısım biraz atlanmıs sanırım

  2. surdurulebiliryasam said:

    selam Buke!
    Bizi bulman ve bu sayede permakültürden haberdan olman ne guzel!
    Biomimicry’yi duydum, hatta henüz okuma fırsatı bulamadığım bir kitabı da var bende. anladığım kadarıyla özünde çok örtüşen yaklaşımlar bunlar. Ama daha detay bir şey söyleyemeyeceğim, ben de permakültürün çok başındayım çünkü. permakültürü merak ediyorsan buradan bizi takip etmeye devam et, çünkü çok yakında uygulama yapma fırsatı olacak. bir de sürdürülebilir yaşam film festivalimizde permakültürle ilgili güzel bir filmimiz var, permakültürün babası Bill Mollison’un permakültürü anlattığı bir film, festivalde 28 kasim cuma günü 16:40 ta italyan kültür merkezinde izleyebilirsin. http://www.surdurulebiliryasam.org dan festival programina ulaşabilirsin.

    filiz

  3. Merhaba Büke,

    Sorduğun güzel soru sayesinde yeni açılan kolektif günlüğümüze ilk mesajımı atmış oluyorum.

    Permakültür de, biomimicry de doğaya hammadde kaynağı olarak değil, danışılacak bir bilge olarak bakarlar ve her ikisi de yaşamı taklid ederlerler.

    Biomimicry (Yaşam taklidi diye çevirilebilir) doğadaki fikirlerden esinlenilerek sürdürülebilir teknolojiler geliştirme çalışmalarıdır. Farklı bir bakış ile form, yöntem, sistem ve stratejiler gözlemlenerek doğanın dehası, bilgeliğinden yararlanılmaya çalışılır. Bu sayede örneğin, Bir deniz kabuklusundan seramik yapmayı, bir yaprak gibi enerji toplamayı veya arılar gibi sosyal bir organizasyon kurmayı öğrenebiliriz.

    Permakültür ise yaşanacak bölgenin, doğa ile işbirliği yaparak, yaşama imkan kılacak şekilde kurgulanmasıdır. Mimari, enerji, tarım ve komün tasarımı konularında sistemsel bir yaklaşımı benimser. Permakültür tasarımında minimum değişim ile maksimum dönüşüm elde etmek amacıyla yaşamsal olarak birbirine bağlı ve birbirini destekleyen unsurlar kullanılır.

    Örneğin toprakta mikro organizmaların (mantarlar, bakteriler) varlığına destek verirsek bitki kökleri daha çok besleneceğinden zararlılara ve hastalıklara karşı daha dirençli olurlar. Böylece daha az enerji harcayarak sağlıklı organik ürünler yetiştirmek kolaylaşır.

    Permakültür, tanımına biomimicry’nin bakış alanından farklı olarak biyo-bölgesel organizasyonlardan yeni mülkiyet düzenlemelerine kadar birçok alternatif politikaları da yorumlayarak sürdürülebilirlik kavramının sosyal ve ekonomik boyutlarını da entegre etmiştir.

    Bu konuda söylenecek, paylaşılacak çok şey var. Zamanla konuşuruz :) Ben şimdi festival ile ilgili işlerime dönmeliyim.

  4. MUALLİM said:

    selam!Ben etiler lisesinde çevre ve kültür,tabiat varlıkları koruma kulübü danışman öğretmeniyim.Oğlumun performans ödevleri doğrultusunda araştırma yaparken sitenizi buldum.Zaman zaman uğruyoruz siteye..”SÜRDÜRÜLEBİLİR YAŞAM”..Bunu öğrencilerimle paylaşmak adına yarın italyan kültür merkezine film festivaline bir kaç öğrencimle gelmeyi düşünüyorum.Filmlerin konularını okudum.Gerçekten heyecan verici…Öğrencileriminde heyecanlanacağını düşünüyorum..Ve çok “ŞEY”öğreneceklerini ve çevresine anlatacak çok HİKAYELERİ olacaklarından şimdiden eminim.Belkide HAYELLERİNİZİ süsleyen Permakültür takımının bir fertleri olmaya aday olacaklar…istanbul’da mahalle bahçelerine oluşumuna ONLAR DA destek verecek..Koşup, oynayamadığı mahallelerin de organik bitkilerin dans etmelerini sağlayacaklar..Görüşmek üzere…

  5. Erdal said:

    ulusal kanal’da geçim ve tutum programında sizleri ve çok açıklayıcı filminizi izledim.Film festivalini kaçırdığıma üzüldüm.Umarım tüketim toplumlarında yaşamı da elimizden kaçırmadan geridönüşümü sağlayabiliriz.Öncüleri kutluyorum.

  6. ben bilkentte okuyorum bu konu hakkında sunumum var acil ingilizce kaynağa ihtiyacım var türkçede olabilir baştan sona anlatan tek kaynak olabilirse sevinirim

    teşekkürler…

  7. Merhaba,
    Şu “sürdürülebilir” lafını sevmemekle beraber bu konu çok ilgimi çekiyor belirteyim. Yazılanları okudum ama daha fazla bilgiye ihtiyaç duyuyorum. Datça’da yaşıyorum. Turizmciyim esasen, ama yaşadığım coğrafya tarıma çok uygun. Sizlerden Datça cennettinde neler yapabilirim permakültür adına fikir istiyorum. Bu arada yolunuz buralara düşerse beklerim. http://www.eskidatcaevleri.com

  8. Buket Metin said:

    Cevaplarınız ve ilginiz için çok teşekkür ederim öncelikle. Yaşamımızın her alanında yer alması gereken sürdürülebilirlik anlayışına daha fazla dikkat çekebilmek için acaba bir mimar olarak ben neler yapabilirim diye düşündüğüm şu günlerde sizlerin böylesine gönülden çalışmalarınızla karşılaşmak beni çok heyecanlandırdı. Tuna Bey’in İTÜ’de yayınladığı tezine de göz atma fırsatım oldu ve kendi tez çalışmam için oldukça yardımcı olduğunu da belirtmek ve teşekkür etmek istiyorum buradan. Film festivaline maalesef iştirak edemedim ama Sürdürülebilir Yaşam Festivali’nde ve Permakültür uygulamasında mutlaka yer almak isterim. Görüşmek dileğiyle…

  9. gökhan yaşar said:

    bir süredir permakültür konusunda araştırma yapıyorum.aslında sürdürelebilir lafını bende pek tam karşılık olarak görmüyorum.neyse bu tarihten itibaren eğer haberleşebilirsek bazı çalışmalara katılmak istiyorum.

  10. lazbiyolog said:

    Değerli arkadaşlar,
    bir biyolog olarak permakültürü destekliyorum..tamamamen kendi özgun ve bilimsel çalışmlarımı kendime ait amator bir blogda yayınlıyorum..yararlı olması dileğiyle..

    http://biyologum.wordpress.com/

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 1.792 takipçiye katılın