Etiketler

, , , ,

Bugünlerde Türkiye’de de dünyada olduğu gibi pek çok heyecan veren gelişme oluyor. Bunlardan en son dikkatimi çeken permakültür ağında kendiliğinden gerçekleşen yeni bir örgütlenme/organize olma örüntüsü oldu. Geçtiğimiz günlerde, Bill Mollison ve Geoff Lawton’in TPAE (Türkiye Permakültür Araştırma Enstitüsü) ile ortaklaşa gerçekleştirdikleri sertifikalı permakültür tasarım kursunun ilhamıyla da olacak, yaklaşık iki yıllık geçmişi bulunan bu ağda daha aktif öğrenme ve üretim süreçlerine doğru doğal bir evrimleşme gözlüyoruz bu günlerde. Ağdaki bazı arkadaşlar, farklı konulara duyulan ilgiyi ve enerjiyi odaklayabilmek için çalışma grupları oluşturmayı önerdiler, bakalım bu girişim nasıl gelişecek?

(Türkiye Permakültür Ağı’nın bir parçası olmak isterseniz yahoo grubuna ya da facebook sayfamıza katılabilirsiniz.)

Ben de bu gelişmelerin ışığında bu tür örgütlenmelere dair bir kaç pratik bilgi paylaşmak istiyorum. Bir takım ortak öğrenme hedefleri olan ve belli bir konuda pratik bilgi ve tecrübe edinimini kolaylaştıran bu tür çalışma gruplarına ingilizcede community of practice deniyor. Geçtiğimiz 8 yıldır yurtiçinde ve yurtdışında bu tür gruplarla yaptığım (başarılı, başarısız) çalışmalardan edindiğim tecrübeyle, topluluk oluşturma ve sürdürme konusunda önerilerim:

– Bir topluluk ya da çalışma grubunun özellikle ilk dönemlerinde, grubun koordinasyon/iletişim sorumluluğunun bir ya da bir kaç kişi tarafından üstlenilmesi ve bu sorumluluğun rotasyonla dönüşümlü bir şekilde paylaşılması.

– Topluluğun/çalışma grubunun amacının ve öğrenme hedeflerinin en baştan net olarak belirlenmesi ve zaman zaman bu hedeflerin doğal evrimini görmek uzere bunlara dönüp bakılması…bu hedefler değişime açık olabilir…

– Topluluk/çalışma grubu üyeleri arasında grubun birlikte öğrenme ve çalışma prensiplerinin ve gruptaki insanların nasıl birlikte çalışmak istediklerinin net olarak belirlenmesi (özellikle yeni tanışan bireylerin oluşturduğu bir grupsa)

– Topluluklarda ve çalışma gruplarında sohbetin ötesine gidebilmek, küçük adımlarla da olsa eyleme geçebilmek önemli. yoksa gruptaki insanların motivasyonu düşebiliyor. Diyalog ve eylemin yanısıra (ne kadar küçük olursa olsun) başarıları ve atılan adımları kutlamak, ilişkileri derinleştirmek için birlikte yemek, müzik yapmak, sosyal etkinlikler düzenlemek önemli…

– Çalışma grubundaki insanlarin aynı lokasyonda olması şart değil her zaman, skype gibi teknolojiler kullanılarak da bir çalışma grubu oluşturulabilir, dönem dönem buluşulabilir. Mesela ben dünyanın farklı yerlerinden insanlarla aynı çalışma gruplarında bulundum.

– Öğrenilenlerin, deneyimlerin dokümantasyonu (belge, resim, video, vs) ve bunların diğer topluluklarla ve toplumla paylaşımı.

yani bütüncül bir oğrenme tecrübesi icin niyet + eylem + dokümantasyon + eylem değerlendirmesi + kutlama gibi bir döngü düşünülebilir..


Ayrıca, iyi bir çalışma grubu olusturmak icin Community of Practice kavramını ortaya atan Wegner’in önerileri şöyle:
(wikipedia’dan çeviriyorum direk)

  1. Topluluğu doğal olarak evrimleşebilecek şekilde tasarlayın. Bu tür çalışma gruplarının doğası dinamik olduğundan, ilgi alanlari, hedefler ve üyeleri değişebileceğinden, çalışma gruplarının platformları/yapısı bu değişimi destekler nitelikte olmalıdır.
  2. Grup içindeki ve dışındakilerle açık diyalog firsatları yaratın. Bir çalışma grubunun en degerli kaynagi tabi ki o grubun üyeleri ve onların bilgileri/tecrübeleridir. Ama zaman zaman dışarı bakıp grubun öğrenme hedeflerine ulaşması için başka olasılıkları da araştırması faydalıdır.
  3. Farklı katılım seviyelerini mümkün kılın. (Community of Practice kavramini ortaya atan) Wegner üç ana katılım seviyesi tespit ediyor:  1) Diyalog ve projeler aracılığıyla topluluğa yoğun olarak katılan ve gruba rehberlik ederek, yönlendirerek liderlik yapan grup  2) Etkinliklere düzenli olarak katılan aktif grup. 3) Topluluğun daha pasif, hala tam olarak nasıl katılacaklarını bilemeyen ama topluluğun çalışmalarını izleyen grup… Wegner’in notu: üçüncü grup genelde bu tür topluluklarda çoğunluğu oluşturur.
  4. Topluluk içinde hem herkese açık hem de özel paylaşımlara alan yaratın. Genelde çalışma gruplarında herkese açık platformlarda paylaşımlar yapılsa da, grup üyeleri arasında birebir paylaşımlar da olmalıdır. Çalışma grupları içerisinde kişilerin ihtiyaçları belirlenerek bu tür birebir paylaşımların olması da desteklenebilir.
  5. Topluluğun değerine odaklanın. Çalışma grupları, katılımcıların, grup içindeki katılımlarının değerini ve verimini açıkça konuşabilecekleri alanlar yaratmalıdır.
  6. Bilindikle heyecan vereni biraraya getirin. Çalışma grupları, tanımları gereği beklenen öğrenme fırsatlarıyla, çalışma grubunun konusuyla ilgili beyin fırtınası, geleneksel ve radikal bilgeliklerin araştırılması gibi yöntemlerle grup üyelerinin kendi öğrenme yolculuklarını şekillendirmesine alan tanımalıdır.
  7. Topluluğunuz için düzenli bir ritim bulun ve bunu koruyun. Çalışma grupları, katılımcıların düzenli olarak biraraya gelmesi, düşünmesi ve evrimleşmesi için bir etkinlikler döngüsü oluşturmalıdır. Bu ritim,  topluluğun canlı tutulması için ihtiyaç duyulan seviyede bir katılımı sağlamalıdır ama çok yoracak ve bunaltacak hızda olmamalıdır.

(Wenger, McDermott & Snyder 2002)

Reklamlar