Etiketler

, , , ,

Aslında burada denemelerimi pek paylaşmıyorum, ama yaşamın döngüsüyle ilgili olduğu için ve biraz da bu kış bir türlü gelemeyen “kış”ın özlemiyle “mevsimlere methiye” isimli bu denememi bir ayrıcalık tanıyıp beğeninize sunuyorum bu kez…

Camların buğusuna parmakla naif şekiller çizdiğimiz kış sabahlarını özlerim. İçerde, sıcak sobanın üzerinde mis gibi çay demlenirken dışarı çıkıp güne merhaba demeyi, sabahın, yaşadığımı farkettiren serinliğiyle güneşin, yüzümü ısıtan, içimi aydınlatan sıcaklığını aynı anda hissetmeyi, cümle alemin üzerine nur gibi yağmış çiğ tanelerinin üzerinde dünyanın yansımasını görmeyi özlerim.

Sessiz bahar akşamlarının ılık hüznünü özlerim bazen. Aşk sarhoşu kuşların hafifmeşrep şarkılarıyla kendimden geçmeyi, baharın, yeniliğin kokusunu taşıyan nefesini içime çekmeyi, tepeden tırnağa yeniden doğuş’un heyecanıyla dolmayı özlerim.

Miskin yaz öğleden sonralarını özlerim sonra. Anne özeniyle pişirilmiş öğlen yemeğinin ardından çöküveren rehavetle, serin ve gölgeli bir köşede ağustos böceklerinin seslerini dinleyerek ferah bir uykuya dalmayı, güneş gökte alçalırken saklandıkları yerlerden sokaklara birer birer dökülen canlılarla hareketlenen akşamüstlerine uyanmayı özlerim.

Sonbahara has hüzünlerin, bilinmezliklerin ve bitişlerin renk verdiği ruh hallerini de özlerim. Bazen apansız gelen gitme arzusuna boyun eğip yollara düşmeyi, bazen de uzun yollardan yorgun bir seyyah gibi dönmeyi özlerim yapraklar döne döne düşerken yeryüzüne…

Reklamlar