Etiketler

, , , ,

Bu yazı, yeni başlayan Cesur Yeni Dünya projemin web sayfasındaki yazılarımdan biridir…

Van’daki depremin yaraları sarılırken, uzun zamandır içten içe kanayan ve bu depremle iyice görünür olan ırkçılık problemiyle yüzleşmemizin ve Anadolu’da ve içimizde kanayan bu yarayı iyileştirmenin zamanıdır. Uzun zamandır aramızda devam eden ayrılıkların, şiddetin, çatışmaların şifa bulma zamanı! Bu durum, Anadolu’dan bize sunulmuş büyük bir fırsat ve davettir…

Artık sessiz kalmayalım…

Kelimelerle doluyum.
Ama içimdeki sessizliği arıyorum.

Üzüntü, mutluluk, öfke, şefkat, umut, korku, endişe…karmakarışık bir duygu denizinin içinde yüzüyorum sanki. Gördüklerimi, hissettiklerimi, bildiklerimi sizinle nasıl paylaşsam da kalplerimiz biraz daha var olana açılsa?

Kelimeler bizi boğabilir…ya da bizi özgür kılarlar…işte ben ikincisini arıyorum.

ABD’ye varalı iki hafta oldu. Cesur Yeni Dünya yolculuğumun ilk iki haftasını ve Yavaş Para ve Bioneers Konferanslarıyla Sandra Ingerman’ın Yeryüzü için Şifa eğitimini tamamlamış olmamı kutlamaya hazırlanıyordum. Ne de olsa şükran bu yolculuğun ve hikayenin en temel besin maddesi. Ve her gün hayata ve bu yolculuğu mümkün kılan sizlere teşekkür etmek ve hayalimi yaşıyor olmamı kutlamak istiyorum ben…

Sonra Van’da olan 7.2 büyüklüğündeki depremi duydum, gecenin bir yarısı Santa Fe’de. Bir anda herşey soluklaştı…

İlk şoku atlattıktan sonra sosyal medyayı inceleyerek yıkımın boyutunu ve buradan ne yapabileceğimi anlamaya çalıştım. Elimden geldiğince yardım haberlerini paylaşmaya çalışırken daha da ağır bir şey çarptı bana.

İnsanlarımın, hatta bazı arkadaşlarımın arasında beliriveren ırkçılığın karanlık, kibirli, kanımı donduran çirkin yüzü…

Depremin Kürtlere Allah’ın bir cezası olduğunu ima eden, nefret kokan yorumları görünce kalbim sıkıştı.

Anadolu’nun derinliklerinde büyük bir yara var, eskilerden kalma, kanayıp dururdu sessiz sessiz. Şimdi açıktan kanıyor bu yara. Ataerkil düzenin reddettiği, ezdiği, bastırdığı, sessizleştirdiği, bu topraklardan sürdüğü ve infaz ettiği tüm medeniyetler ve halklar, artık kim olduğumuzu hatırlamamızın zamanı geldi.

Sandra Ingerman’la ilk şamanik eğitimimi henüz tamamlamış olmamdan kaynaklanan bir hassasiyet var bende, düşüncelerimizin ve kelimelerimizin gerçekliğimizin tohumları olmasına dair. Dikkatimizi neye ve nereye verirsek, onu besliyoruz. Yani algımız, gerçekliğimizi yaratıyor.

Deprem sonrası kendimin ve toplumun genel tepkisine baktım. Yüksek miktarda kafa karışıklığı, öfke ve suçlama var her tarafta. Irkçı yorumlarla karşılaştığımda ben de çok öfkelendim ama şimdi bunun toplumun kolektif bilinçaltından geldiğinin ve içimizdeki derin yaranın şifa bulmak istediği için dillendirildiğinin farkındayım.

Peki ya sadece sevgi ve ışığa, Anadolu ve insanları için şifaya odaklansak?
Böylesine zor bir durumda dahi şükretmeyi başarabilir miyiz?

Sosyal medya, ülkenin her yerinden koordine edilen yardım haberleriyle dolup taşıyor.
Şükran…

Belediyeler, Kızılay, üniversiteler, sivil toplum örgütleri, şirketler, herkes elinden geleni yapıyor Van’a yardım elini uzatabilmek için.
Şükran…

Bu 14 günlük bebek depremden 47 saat sonra enkaz altından kurtarıldı. Annesi ve babasıyla birlikte.
Şükran…

Dileyelim ki bu deprem bizi ayıran bariyerleri de yıksın, kalplerimizin nasırlarını yumuşatsın ki birlik ve sevgi yoluna adım atabilelim Anadolu halkları olarak.
Şükran…

Şu an Anadolu insanı için derin bir sevgi duyuyorum. Tarih boyunca çok kırıldık ama artık şifa bulma zamanı geldi. Bunu en derinden hissediyorum.

Dünyadaki kitlesel uyanışa şahit olmak hem büyük bir coşku hem de insanı zaman zaman zorlayan bir tecrübe. Çoğu zaman insanlığın büyüme sancılarını ve mücadelesini büyük bir şefkatle göğsümde hissediyorum. Yakın zamanda katıldığım Bioneers Konferansı’nda, Biomimicry Enstitüsü’nden Dayna Baumeister, yeryüzünün tarihini düşünecek olduğumuzda insanlığın diğer canlılara kıyasla ne kadar genç ve meraklı olduğunu söylemişti. Ne kadar da doğru…

İnsanlık olarak ince bir çizgide yürüyoruz ve Toprak Anamız ve büyüklerimiz bize yol göstermeye ve öğretmeye devam ediyor.