Etiketler

, , , , , , , , , , ,

Bu yazım !f İstanbul’un blogunda yayınlandı. Beni ve Cesur Yeni Dünya projesini takip edip destekledikleri için !f İstanbul ekibine teşekkür ederim. 

Altı haftadır Amerika’dayım. Hızla değişen ve dönüşen dünyanın ve insanlığın ilham veren hikayelerini kovalıyorum bu yolculukta. Niyetim bu hikayeleri yanyana koyarak yaşadığımız derin dönüşüm sürecinin anlamını ve önemini kavrayabilmek ve kendi yaşamlarımızı bu epik hikayenin içinde bir yere konumlandırarak bu sürecin nasıl bir parçası olabileceğimizi görmemize yardımcı olmak. (Cesur Yeni Dünya)

Ben bu satırları yazarken Occupy Los Angeles’ın yaklaşık 2 aydır kamp kurduğu alan polisler tarafından boşaltılıyor. Yaklaşık 1,5 ay kadar önce yolum düşmüştü oraya; San Fransisko’dan Santa Fe’ye karayoluyla seyahat ettiğim esnada Los Angeles’ta trenimi beklerken bir kafede tanıştığım Stephanie ve Alex beni Los Angeles valiliğinin bahçesindeki işgal alanını ziyaret etmem için ikna etmişlerdi. Occupy hareketiyle ilk kez orada tanıştım. Yüzlerce kişinin kamp kurduğu, kütüphanesinden meditasyon çadırına, ilk yardım hizmetinden Halk üniversitesi’ne kadar her türlü kolektif ihtiyacın giderildiği bu derme çatma yerleşime saygı ve sevgiyle karışık bir heyecanla adım atmış, bir kaç aktivistle röportaj yapmıştım.

Occupy LA

Hem yeryüzü hem insanlık olarak bir dönüm noktasında olduğumuz şüphe götürmez. Şu anda bunu bize en çok hissettiren oluşumlardan biri Wall Street’in işgaliyle başayan Occupy Hareketi. Buraya geldiğimden beri Los Angeles, Santa Fe, San Fransisko ve son olarak Oakland’daki Occupy hareketlerini ziyaret etme şansım oldu. 19 Kasım’da binlerce kişiyle beraber yürüdüm Oakland’da.

Bu, bildiğiniz pretestolardan değil.  75. gününe giren Occupy Hareketi kadını, erkeği, yaşlısı, genci, latini, siyahı beyazıyla Amerika’nın bugüne dek gördüğü en renkli, en çeşitlilikli, en dinamik toplumsal hareket! Şirketlerin yolsuzlukları ve politikaya müdahelelerine ve finansal sisteme tepki olarak başlayan bu hareket bugün çevre hareketinden azınlıkların haklarına kadar pek çok sosyal ve ekolojik söylemi bünyesinde buluşturdu. Benim katıldığım etkinliklerde gözlemlediğim, toplumun her kesiminden her çeşit insanın büyük bir inanç ve değişim tutkusuyla biraraya gelmiş olması ki bu hareketi güçlü ve dinamik kılan da bu. Kamp alanlarında yediklerinden bildiklerine herşeyi paylaşarak çoğaltan Occupy toplulukları, işbirliğini ve diyaloğu temel alan yeni bir yaşam kültürünün müjdecisiler adeta.

Occupy Oakland

Hareketin en heyecan veren yanı ise geçici, kısa vadeli çözümler yerine sistemik bir değişimi davet etmesi. İnsanlığın yaşama dair algısının ve inanç sistemlerinin dönüştüğü bu eşikte, hepimizin, yaşamın bütününün refahını gözeten bir sistem nasıl oluru gündeme getiriyor Occupy.

Occupy Oakland

Tahrir Meydanı’nda başlayıp Atina ve Madrid’de serpilip Wall Street’te meyve veren küresel bir hareketin ne ilk ne de son halkası Occupy. Uzun ve zorlu bir yolculuk da olabilir bu, hepimizi şaşırtan bir hızla büyük taşları yerinden de oynatabilir. Hep beraber izleyip göreceğiz.

Reklamlar